22 Eylül 2008

Hızla Yavaşlayan Şehirler


Arkitera'dan direkt alıntı yaptım çok çekici geldi.
İtalya’nın “Yavaş Şehir (Slow City)” hareketini destekleyenler, şehir merkezlerinde araba kullanımını yasaklayarak ve McDonald’s şubeleriyle süpermarketleri kapatarak yaşanır kentler oluşturmaya çalışıyorlar. Asya’ya da sıçrayan bu akım, tüm Avrupa’da hızla yayılıyor.
Toskana’nın minik Chianti şehri, 1999 yılında ilk “Cittá Slow” [İtalyanca yavaş şehir] kenti oldu, ardından Bra, Positano ve Orvieto geldi. Zamanla, yavaşlık dalgası diğer şehirler arasında yayıldı. Artık İtalya’daki 42 Yavaş Şehir’le birlikte, İngiltere, İspanya, Portekiz, Avusturya, Polonya ve Norveç’te de birçok Yavaş Şehir var. Almanya’dan, aralarında Hersbruck, Lüdinghausen, Schwarzenbruck, Waldkirch ve Überlingen’in de bulunduğu bazı şehirler, sadece 50.000’den az nüfusu olan kentlerin kabul edildiği harekete seçilebilmek için başvurdu.
1991 – 2004 yılları arasında Orvieto’nun Belediye Başkanı olan Stefano Cimicchi, bu görevinden sonraki birkaç yıl “Slow Food (Yavaş Yemek)”un başarılı konseptinden yola çıkılarak hazırlanan Yavaş Şehir hareketinin başkanlığını yürüttü.
imicchi, “Amacımız yaşanır şehirler yaratmak,” diyor, “Tıpkı yazar Italo Calvino ve mimar Renzo Piano gibi, bir ütopya şehri konsepti üzerinde çalışıyoruz”.
Yavaş Şehirler’in Katı Kuralları
Yavaş Şehir bildirisi, gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları ve yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkan ve lokantaları desteklemek ve yerel estetik öğeleri korumak gibi, 50’den fazla taahhüt içeriyor. Yavaş Şehir olarak adlandırılmak ve salyangoz logosunu kullanabilmek için de, şehrin önce kontrol edilmesi, daha sonra da dedektifler tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerekiyor.
kurallar ve yazının tümü için ; arkitera, italo calvinonun güzel kitabı için buraya tıklayalım.

Harika bir hareket, yaşanılası kentler. orda olmak istiyorum :(

17 Eylül 2008

karanlıkta

..Neden bilmem sorduğumda
Dünlerim yokYarınlarda
Kör oldum ben aydınlıkta
Kayboldum ben karanlıkta
Yokmuş günler sonsuzlukta
Derdim bitmezVaroldukça
Sevilmeden sarılmadan
Darıldım ben sana
Kayıp giden adımlarım
Bi kaç göz yaşında
Kör oldum ben aydınlıkta
Kayboldum ben karanlıkta..

kafamın yerinde koca bir piyano taşıyor gibiyim, beynimin içindeki tüylü tırtıl gün geçtikçe kıvrımları derinleştiriyor, beslenip genişliyor,kimsesiz ve sahipsizim,yersiz, yurtsuzum,kıvrılıp uyumak istiyorum,varoluş sebebim egeyi varetmekti, tamamladım,artık gitme vakti,bırakın beni kıvrılıp annemin karnına geri döneyim,belki yerimi yurdumu bulmanın huzuru ile uykuya dalarım sonunda, nokta çok keskin bir son o yüzden virgüllerle tamamladım yazımı bitti

12 Eylül 2008

12 EYLÜL 1980

küçük bir kızdım..birgün uyandığımda sokağa çıkmamın yasak oldugunu duydum radyodan.sonra babamın bir süre eve gelmeyeceğini söylediler.aslında tam olarak nerde oldugundan haberdar olmamız da kolay olmadı ama en azından yaşadığını öğrendik.sonra babamın arkadaşları geldi gizlice eve.çok da soğuk olmayan bir havada emektar sobamızı çatlatacak kadar- evet resmen çatladı- hararetle evdeki sakıncalı kitapları yaktılar. her gece o gun de evimizi polis basmadığı için rahatlamış ama koca gecede her şey olabilir düşüncesiyle de bir okadar tedirgin uyurduk. polisten kaçan dava arkadaşları,gencecik abiler, ablalar saklandı kimi zaman evimizde.çorbayı hep beraber kaşıkladık.
müzik yapmak, resim çizmek, şiir, sanat sakıncalı ve kötü birşeydi onlara göre.sadece düşünen, yazan konuşan örneğin 'insanlar kendi dillerinde eğitim almalıdır' diyenleri, sanatçıları, bilim adamlarını toparlayıp hapisanelere tıktılar, işkence yaptılar, öldürüp sokak köşelerine bıraktılar. yeni nesile politik olmanın ne kadar korkunç birşey oldugunu göstermek için ellerinden geleni ardına koymadılar, başardılar da tabii. annemin bir gün ankaraya gidip gelirken ayakkabısı iyi olmadığından ayak parmakları dondu ama fazla bir arıza bırakmadı.o zamanlar bayram cezaevinde bayram görüşmesi idi, revir ise kelepçeli hasta bir babanın kucağına oturma konforunun adıydı.
sebepsiz suçlananların kimisi kaçtı gitti yurtdışına, kaçamayanlar hapiste çürüdü, dayanıksız bünyelerin çogu ya sakat kaldı ya yaşamını yitirdi.kocası hapiste oldugu için intihar eden çok kadınlar gördüm ve onların anasız babasız çocuklarını.
ufacıktım, kimse benim ağzımdan babamın nerde oldugunu duymadı, burdurda öğretmendi sadece öyle bilinirdi, sabaha kadar el işlemesi yapan onu satan, maalesef et alamadığı zamanlarda kemik--bildiğin kemik-- alıp et suyuna çorba yaparak bizi besili tutmaya çalışan annem o zaman 42 kiloydu.. herşey normale döndü gibi görünürken bile bizim evde örneğin 'trım trak' diye bir yerlere vurarak ses çıkarmak, parmakları şıkırdatmak, otururken dizleri sallamak gibi ritmik ses ve hareketler facia sonuçlar doğuruyordu.yine de tek şansımız babamızın yirmili yaşlarda olmaması idi,öyle olsa çürütülmesi ya da yok edilmesi için çok daha büyük çaba sarfedileceğinden eminim çünkü.
bunları bir anda bugunun tarihini görünce hiç düşünmeden yazdım..ki o döneme ait yazılan onlarca kitabın baş kahramanlarından biriydim ben de. kardelenlerden biri işte
aşağıya 1980 darbesinin bilançosunu yazıyorum ve marmaris ressamı olarak üniversitelere giden o katili alkışlayan yeni nesil gençlere yazdıklarımı iyice bir okumalarını öneriyorum. birgün yaklaşabilirsem benim yapacağım tek şey hakettiği gibi yüzüne tükürmek olacaktır çünkü.


  • 650 bin kişi gözaltına alındı.


  • 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.


  • Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.


  • 7 bin kişi için idam cezası istendi.


  • 517 kişiye idam cezası verildi.


  • Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1′i Asala militanı).


  • İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.


  • 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.


  • 98 bin 404 kişi* ”örgüt üyesi olmak” *suçundan yargılandı.


  • 388 bin kişiye pasaport verilmedi.


  • 30 bin kişi *’’sakıncalı”* olduğu için işten atıldı.


  • 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.


  • 30 bin kişi* ‘’siyasi mülteci” *olarak yurtdışına gitti.


  • 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.


  • 171 kişinin *”işkenceden öldüğü” *belgelendi.


  • 937 film *’’sakıncalı”* bulunduğu için yasaklandı.


  • 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.


  • 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.


  • 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.


  • Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.


  • 31 gazeteci cezaevine girdi.


  • 300 gazeteci saldırıya uğradı.


  • 3 gazeteci silahla öldürüldü.


  • Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.


  • 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.


  • 39 ton gazete ve dergi imha edildi.


  • Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.


  • 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.


  • 14 kişi açlık grevinde öldü.


  • 16 kişi *”kaçarken” *vuruldu.


  • 95 kişi* ”çatışmada” *öldü.


  • 73 kişiye *”doğal ölüm raporu”* verildi.


  • 43 kişinin *”intihar ettiği” *bildirildi.

  • Haydarpaşa Garı



    eski türk filmlerinin taşradan gelen kahramanları 'seni yeneceğim istanbul ' diye meydan okurken , fonda hep o muhteşem yapı vardır ...Haydarpaşa Garı..
    herkesi belleksizliğe iten kültürel yozlaşmadan, özelliştirmelerden, globalizmden, gericilikten, rant kavgalarından, iktidardan...ve biçok şeyden nefret ettiğimi de ayrıca ilave ediyorum.
    haber etrafta dan direk alıntı.

    “6 Aralık 2008’te Haydarpaşa Gar’ı kapatılıyor! Önümüzdeki ay ise boşaltılıyor. Marmaray projesinin kapsamında satılacak olan gar, silo binaları, servis binaları, liman gibi Anadolu’nun ve İstanbul’un kaderini belirlemiş mekanlar hakkında yeterli bilgi almak güç. İmza Kampanyası’na katılın, gelişmeleri takip edin. Haydarpaşa Garı’nın kapatılmasına birkaç ay kala, unutulmaz yolculukların başlangıç noktasında yiyip-içelim! Haydarpaşa Gar Lokantası alaturka ama arabesk olmayan müzikler, hafif kitsch tarihi dekor, yalın ve çok lezzetli yemekler ile özellikle akşam saatlerinde ayakları ne yöne gideceğini bilmeyenler için atmosferik bir efkar dağıtma mekanı.”
    kaynak: etrafta

    08 Eylül 2008

    alphabunnies


    M

    E
    Airside designerları tavşan kız karakterlerinden [bacaklar :)] bir alfabe yapmış ,adını da 'alphabunnies' koymuş..bu alfabe ilkokullarda kullanılabilir mi bilmem ama çok eğlenceli. ayrıca posterleri de satın alınabiliyormuş. aslında duvarda sticker olarak uygulanması da eğlenceli olabilirdi bence..
    site: Airside


    Designed by Airside- Malika Favre
    kaynak: dezeen

    07 Eylül 2008

    sunday bloody sunday

    kaç senelik kuşumuz öldü. ege akşamdan beri ağlıyor.
    yarın okul başlıyor bu da yaz tatilinin son pazarındayız demek oluyor.
    ben hala hiç bişey yapmadan duruyorum. malak gibi.zaten iznim de bitti..
    evet tam bir kanlı pazar.

    u2 nun parçasının içerikle bir ilgisi yok, sadece durumuma en uygun başlık oldu. o kadar

    04 Eylül 2008

    02 Eylül 2008

    alka seltzer




    herşeyi anlatmış iki resim..açıklamaya ne gerek.. oldum olası alka seltzer kurtarıcımdır . bu iş süper olmuş :)