05 Ocak 2009

Vakit Gazetesi'ne Tepkidir !


Aşağıdaki yazı, Ankara’da doğalgaz sızıntısı sonucu yaşamını yitiren yedi genç için yapılan habere olan ortak bir tepkidir. Katılıyorsanız yazıyı kopyalayıp blogunuzda yayınlayabilirsiniz.


Yılbaşında ölen 7 çocuk üzerinden yaptığınız haberleri kınıyoruz. Yaşları 19 ile 23 arasında değişen, hayatlarının baharında 7 çocuğun doğal gazdan zehirlenerek ölmelerini, alkole, uyuşturucuya, ahlaksızlığa, Filistin’e bağlamanız akıl alır bir şey değil ve hiçbir şekilde dine ya da insanlığa sığmıyor.
Kimse Filistin’de çocuklar ölüyor diye sevinmiyor. Hiç kimse Kuran kursu yıkılıp da altında can veren çocuklara sevinmiyor. Kimse depremde ölen binlerce cana sevinmiyor. Ama siz, resmen “ölümü hak ettiler, kendi suçları” demeye getiriyorsunuz ve işin esas sorumlularının aranmasına engel oluyor, olaydaki ihmalin göz ardı edilmesine sebep oluyorsunuz.
Yılbaşı kutlaması ya da değil, alkollü ya da değil, hatta inançsız ya da değil, hiç kimse böyle bir ölümü hak etmez. Dindar geçinen bir gazetenin, inandığı din uğruna bunu söyleyebilmesini beklerdik. Oysa siz kan üzerinden propoganda yapıyorsunuz, siz resmen ölümü, tecavüzü meşru kılma çabası içerisinde suça davetiye çıkarıyorsunuz. Cahil, saf insanlara “birisi alkol alıyorsa, ölebilir” mesajı veriyorsunuz. Ne yaptığınızın farkında mısınız?
Sitelerin kapatıldığı, içkinin yasaklandığı, porno zina tartışmalarının yaşandığı şu günlerde siz ahlak bekçiliği yapıp, ona buna laf atarken, bünyenizde bir yazar başkasıyla evliyken, yaşı reşit olmamış bir kızla sevişiyor ve siz iki yüzlüce bunu savunabiliyorsunuz. Başkalarından beklediğiniz ahlak sizde nerede? Hangi ahlaktan bahsediyorsunuz siz gerçekten? Alkolün, yılbaşı kutlamalarının ahlakımızı bozacağını söyleyen sizler, şu yaptığınız haberlerle ahlaksızlığın dikalasını yaptığınızın farkında değil misiniz gerçekten? Siz suçlunun kimliğine bakmadan suçlamayı, mazlumun kimliğine bakmadan onun yanında olmayı öğrendiğiniz zaman gerçekten “iyi” olacaksınız oysa, bu tavrınızla ise sadece kötüsünüz, kötü kalplisiniz, sizin için bir şey ifade edecekse ‘cehennem’liksiniz.
Toplum huzurunu bozmak suçundan size dava açılması en büyük dileğimiz. Zira siz toplumu bölüyorsunuz, uçurumlar yaratıyorsunuz, şiddeti körüklüyorsunuz, insanları tahrik ediyorsunuz.
Perişan olmuş 7 ailenin acısına, hayattaki en büyük acıyı yaşayan o ailelere, umarsızca nanik çekiyor, onlarla dalga geçiyorsunuz. “Filistin’de ölenleri düşünün, bunları değil” diyorsunuz. Oysa o ayrı bir şey, bu ayrı. İnsan eğer içinde insan sevgisi taşıyorsa, her iki olay karşısında da acı duymayı, saygı duymayı bilir. Biri diğerini engellemez. Ama maalesef, sizin insanlığınız ölmüş ve başkalarınınkini de öldürmek için elinizden geleni ardınıza koymuyorsunuz.
O çocuklar alkol mü aldı, esrar mı içti, seks mi yaptı bilinmez. Önemli de değil. ölüm sebepleri bunlar değil çünkü. Doğal gaz sızıntısı sizi de uykunuzda yakalayabilir çünkü. Ayrıca, bu insanlar fahişe de olabilirlerdi, alkolik de, uyuşturucu bağımlısı da, hatta sizin için en kabul edilemez şey de olabilirlerdi: bir kafir! Ne olursa olsun, ölüm ‘yaşasın, hak ettiler’ denecek bir şey değildir. Bunu demek katillere icazet vermektir. Size göre alkol alan birinin, açık giyinen birinin, kızlı erkekli aynı evde bulunan birinin, bir katilden, bir tecavüzcüden daha ahlaksız olması ne kadar acı.
Özür dileyeceğinizi umuyoruz.Çünkü o ailelere bir özür borçlusunuz, bu ülkeye bir özür borçlusunuz. Depremde kaybedilen binlerce canın ardından yapılan “7.4 yetmedi mi” zihniyetini, bu nefreti siz doğuruyorsunuz çünkü. Sizin kararmış kalbiniz, yozlaşmış ahlak anlayışınız doğuruyor.
Susmanızı diliyoruz artık. Çünkü hezeyanlarınıza inanan, bir takım saf insanlar var. Din maskesi altına sakladığınız, aslında dinle en ufak bir alakası olmayan zihniyetinizi göremeyen bir dolu insan… Susun artık. Susun gerçekten.
Allah değil ama şeytan sizinle gurur duyuyor olmalı.
Ölenlerin her ne olursa olsun, insan olduğunu hatırlamanız ve bu tip bir acıyı bir gün sizlerin de yaşamamanız dileğiyle… Dikkat edin, “yaşamamanız” diyoruz biz hala, çünkü biz iyiyiz, biz insanız, biz kimse ölsün, evlat acısı yaşasın istemiyoruz. Zihniyetleri her ne olursa olsun istemiyoruz. Çünkü biz sizin gibi şeytan değiliz, olamıyoruz maalesef.
Bir grup iyi ‘insan’

31 Aralık 2008



Her gün bir yerden göçmek ne iyi
Bulanmadan donmadan akmak ne hoş
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım..

28 Aralık 2008

2009 ve korkuluk..





Aydın mısın

kilim gibi dokumada mutsuzluğu
gidip gelen kara kuşlar havada
saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
tabanında depremi kara güllelerin
duymuyor musun
kaldır başını kan uykulardan
böyle yürek böyle atardamar
atmaz olsun
ses ol ışık ol yumruk ol
karayeller başına indirmeden çatını
sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
alıp götürmeden büyük denizlere
çabuk ol
tam cağı işe başlamanın doğan günle
bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
her satırında buram buram alin teri
her sayfası günlük güneşlik
utanma suçun tümü senin değil
yırt otuzunda aldığın diplomayı
alfabelik çocuk ol
yollar kesilmiş alanlar sarılmış
tel örgüler çevirmiş yöreni
fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
benden geçti mi demek istiyorsun
aç iki kolunu iki yanına
korkuluk ol
Rıfat Ilgaz
Resimdeki el yapımı korkuluğu Antalya Mimarlar Odası 2009 yılbaşı kartı olarak göndermiş bana. Arkasına ,bir yuzunde Rıfat Ilgaz'ın şiirini , diğer yanına da "2009 yılında korkulukların aydın insanlara dönüşmesi" dileklerini yazdıkları küçük bir kart iliştirmişler.
uzun zamandır aldıgım en ilginç tebrik kartı ve mimarlar odasının 13 senedir begendiğim tek eylemi oldu. çok güzel....

26 Aralık 2008

Divan Oteli artık yok !



Elmadağ'da1950'li yılların başında hizmete açılan, açıldığı yıllarda İstanbul'un en büyük iki otelinden biri olan Divan Oteli'nin Kasım ayı sonunda başlayan yıkımı tamamlandı. Yaklaşık 52 yıldır İstanbul'un gerek sosyal, gerekse de kentsel açıdan önemli merkezlerinden biri olan Divan Oteli'nin arazisi üzerinde yeni bir otel yükseleceği söyleniyor. Yakında açıklanması beklenen yeni projenin 19 katlı olacağı, basında yer alan haberler arasında.
Yerinin temin edilişi, Koç ailesinin misafirhane hedefi ile başlayıp, İstanbul'un en önemli yapılarından biri haline gelmesi, tamamının yerli sermaye ile inşa edilmesi, proje ve inşaat süreci, divan adının edebiyatçılar tarafından biraraya gelerek belirlenmesi bile yapının ne kadar unik olduğuna dair birer ayrıntı. Hepsinin dışında Divan oteli bana, hiç kaybolmayacak bir başlangıç noktası, bir kerteriz gibi gelmiştir. Bana kalırsa şehirler yakın tarihine damga vuran yapıları da korumak zorundadır. Bir binanın korunması için sadece "eski eser" olması kriter olmamalıdır. Birşeyleri yıkıp yerine yenilerine yapmak geçmişi olmayan şehirlere, bu şehirler de belleksiz insanlara yol açar.
(bkz; A.k.m.)



haberin devamı ve ayrıntıları için; arkitera

14 Aralık 2008

kendime not

aynılaşmaktan nefret ediyorum. beni başkalaştırmayan, farkılaştırmayan şeyler beni çürütüp mutsuzlaştırıyor. benzediklerimle bir olmak istiyorum, çevremde olanlara benzemek değil. herkesle aynı olamam, aynı şeyden zevk alamam, onlar gibi görünüp onların düşündüğünü yapamam. yoksa ölürüm. şu an yavaş yavaş hissettiğim gibi....

10 Aralık 2008

kalbimiz yunanistan'da


şu anda izmir'deyim ve dışarı çıkmak için beni bekliyorlar. o yuzden kısacık yazacağım. Yunanistan'da polis 16 yaşında bir çocuğu öldürdüğü için sokaklar hareketlendi. halk sokaktaki göstericiye destek verdi. hareket dalga dalga yayılıyor. peki biz ne yapıyoruz?
geçen ay içinde iki çocuk yaşta genci polis keyfiyen vurdu. bir yıl içinde buna benzer kaç olay oldugunu ufak bir araştırmayla öğrenmek basit. evet biz ne yapıyoruz ? uyuyalım arkadaşlar.....
dip not:dügümküme'den öğrendiğime göre hareket sosyal web ağıyla yayılıyor.
"Yunanistan’da geçen hafta 15 yaşında bir çocuğun polis tarafından öldürülmesiyle başlayıp halen devam eden, resmi kuruluşların yanısıra bankaları, McDonalds, Starbucks, Zara, Vodafone gibi uluslararası zincir mağazalarını hedef alan protesto ve saldırılar son günlerde Yunan sosyal medyasının da hareketlenmesine hatta kaynamasına sebep oldu. Göstericiler bloglar, Twitter, FriendFeed, Facebook gibi sosyal medya araçlarını kullanıyorlar, emailller ve SMS üzerinden çok hızlı organize oluyorlar"
devamı;dügümküme'de, hareket umarım yakında heryerde !!

02 Aralık 2008

people are strange


People are strange from Denis Fongue on Vimeo.
pek bi çok sevdiğim "people are strange"

TMF: Amy&Marilyn




"Reincarnation sucks. Live now." :)
amy ve marliyn'in hastasıyım da..sadece bu nedenle yayınladım görselleri..
Advertising Agency: Mortierbrigade, Belgium
Creative Directors: Jens Mortier, Joost Berends, Philippe De Ceuster
Photographer: Frieke Janssens
Published: November 2008